GULASOR

Geçen hafta Tunceli’deydik, 1. Munzur Briç Festivali için. Haberciyken çok gezmiştim ama yolum Tunceli’ye hiç düşmemişti hem çok övülen doğasını hem de komünist başkan Fatih Mehmet Maçoğlu’nu merak ediyordum. Briç bahaneydi gerçekten, 17 saat sürecek bir yolculuk için başka şeyler de olmalıydı. Biz hazırlıklıydık on yedi saate; sazımız sözümüz, gitarımız, şiirlerimiz ve içkilerimizle. Çok eğlendik yol boyunca; türkülerin biri bitti diğeri başladı. Bir ara Tunceli’ye değil de Küba’ya gidiyormuşuz hissine kapıldım. Türküler de ona göreydi. En son Çav Bella’yı söyledik galiba. Sabahın ilk saatlerinde arabada kimlik kontrolü yapan bir uzman çavuş görünce anladım Tunceli’ye geldiğimizi. Asker güler yüzlüydü ama bu bir tacizdi.😢😡 Afgan veya Suriyeli sığınmacılar(Bazıları da militan) sınırdan bile kimliksiz geçebiliyorken. (Dönüşte de kimlik kontrolü)

Ataşehir Belediyesi ve Tunceli Belediyesi’nin katkılarıyla Ata Briç Derneği’nin organizasyonuydu. Yarımşar gün gezdik diğer yarılarında da briç oynadık. Komünist başkan bizi, biz de O’nu çok sevdik 4 gün boyunca gece gündüz hep bizimleydi. Gözlerimdeki ışıltıdan usta briççi olduğumu anlamış olacak ki ilk gün sohbet için benim masama oturdu. İlk briç terimlerini benden öğrendi.😉🙂 Akşam eğlencelerinde de bizimleydi. Ahmed Arif’in Terketmedi Sevdan Beni şiirini seslendirdik hep beraber. Duygu fırtınası oluştu sonrasında, halkların kardeş olduğunu biz biliyorduk; yaşamak, sevmek, kardeşlik bu kadar kolayken boşa geçen yıllar niyeydi.

Tunceli’nin muhteşem bir doğası var. Munzur Nehri kente hayat veriyor kentin içinden geçen nehir buz gibi suyuyla isteyenlere plaj keyfi sunuyor. Munzur Nehri’nin ilk doğduğu yer olan Gözeler’e gittik bırakın yüzmeyi ayaklarınızı beş dakikadan fazla suda tutamazsınız desem abartı olmaz öylesine soğuk yani. Aynı zamanda burası Tunceli halkı için kutsal bir bölge. Mum yakıp, gönüllerinden geçenleri diledikleri, manevi olarak huzur buldukları bir yer. Burada fotoğraflar çektirdik, ayaklarımızı suya soktuk muhteşem manzara eşliğinde odun ateşinde çay içtik.

Tunceli’ye özgü bir sarımsak var (Allium tuncelianum) doğada kendiliğinden yetişiyor ve endemik türler arasında yer alıyor dağ sarımsağı deniyor ve toplaması çok zor dolayısıyla da pahalı. Her derde deva deniyor, özelliği; küçük bir soğan büyüklüğünde olması ve soyunca içinden tek diş olarak çıkması. İki kilo aldım yarısını zeytinyağı dolu kavanozla buzdolabına diğer yarısını da vakumlayıp derin dondurucuya attım. Biraz da kuru dut ve üzüm almıştım. Sarımsaklarım var diye sevindirik oldum. Ben artık olmuşum küçük şeylerle acayip mutlu oluyorum. Bu küçük mutluluklar yaşlılık belirtisi mi acaba? Artık bilgece laflar üretme zamanım da geldi. “Hamdım, oldum, yandım” diye başlayayım.😉🙂 Bu arada sarımsağın kilosunun iki yüz lira olduğunu belirteyim.

Şu ana kadar briçten söz etmedim sanmayın ki saklayacak, utanılacak bir skor aldık. Bugüne kadar sadece iki kez ortaklık yaptığım arkadaşımla(Güldem Özönel) 38 çift içinde altıncı olduk karışık çiftlerde de ikinci. Üstümüzdekiler milli ve çok çok önemli isimler. Elimizden gelen budur altımızdakiler düşünsün.😉

Gecelerden bir gece Munzur Nehri üzerinde içerken ay karanlıktı, ayın ışıltısı nehire, nehirin şırıltısı kadehlerimize ve müziğimize eşlik ediyordu. Başını okşayıp karnını doyurduğumuz mekanın köpeği mutlu, biz mutluyduk. (Ay fotoğrafı: İrfan Güven) Sonra garson çocuk bir şiir okumak istediğini söyledi. Tunceli, okuma yazma oranı ve eğitim seviyesi olarak çok üst seviyelerde. Bu konuda sıkça Türkiye birinciliği vardır. Garsonlar şiir söyler, pazarcı kızlar resim yapar. Hasan Hakkı Erdoğan’ın bir şiirini okudu bitince öyle kalakaldık. İçimizi bir huzur kapladı, sanki devrim olmuş, gericilik, yobazlık, açlık, sefalet, faşizm sona ermiş gazeteler beklenen ölüm haberini manşetten vermiş gibi bir duygu. Bir devrimcinin sevgilisine olan özlemini de anlatıyor şiir. Şiirdeki sevgilinin adı Kırmızıgül (Gulasor) idi…https://www.antoloji.com/gulasor-2-siiri/?siralama=p

GÜRSEL ÇELİKKANAT

Yorum bırakın