“Yalnızlık, çağımızın fark edilmemiş salgını. Onu ihmal etmeye devam edersek, toplum olarak çözülmeye başlarız.”
— Jo Cox, Britanyalı Milletvekili (1974–2016)
Bazı ülkeler problemleri yok sayar. Bazıları görmezlikten gelir. Ancak İngiltere, yalnızlığı açıkça kabul etti—üstelik bir kamu sağlığı riski olarak. Dahası, bu konuya özel bir “Yalnızlık Bakanlığı” kurarak tarihe geçti.
Artık yalnızlık, kişisel bir deneyim değil. Devlet planlarında, bütçelerde, kabine kararlarında ve sağlık sisteminde yer alan ciddi bir toplumsal gerçek. Üstelik mesele yalnızca yaşlıları ilgilendirmiyor. Gençler, anneler, göçmenler, işsizler ve büyük şehirlerde yaşayan yetişkinler… Herkes içinde bir tür sessizlik taşıyor. Ve o sessizlik artık susmuyor.
İngiltere’de Yalnızlığın Gerçek Yüzü
Birleşik Krallık’taki anket sonuçları, yalnızlığın ulaştığı seviyeyi gözler önüne seriyor:
- 2022’de erişkinlerin %49,6’sı kendini ara sıra ya da sık sık yalnız hissettiğini belirtti.
- Yaklaşık 3,8 milyon insan (%7,1) kendini “hep yalnız” olarak tanımlıyor.
- Gençlerdeki yalnızlık seviyesi, yaşlılarınkinden 2 kat daha yüksek.
Bu veriler, İngiliz hükümetini ciddi adımlar atmaya zorladı. 2018’de Yalnızlıkla Mücadele Bakanlığı açıldı. Ardından da Ulusal Yalnızlık Stratejisi yayımlandı. İlk kez bir yönetim, yalnızlıkla mücadele için kurumsal planlamaya geçti.
Peki buraya nasıl gelindi? Güçlü aile değerleri ve komşuluk gelenekleri olan bir toplumda yalnızlık bu kadar nasıl yayıldı?
Görünmeyen Salgının Patlaması
İngiltere, yalnızlığı “görünmeyen ama derinden hissedilen bir ağrı” olarak niteliyor. Pandemi süreci sonrası bu durum daha görünür hale geldi.
- 2020 öncesinde yalnızlık oranı: %6
- 2022’de bu oran: %7,1
- Her dört Britanyalıdan biri, haftada en az bir defa yalnızlık yaşıyor.
Yalnızlık sadece duygusal değil, ekonomik boyutları da olan bir mesele:
- Yıllık yük: 2,5 milyar sterlin.
- Bir kronik yalnız bireyin yıllık kamuya maliyeti: yaklaşık 9.900 £.
Yani yalnızlık artık sadece kişisel bir acı değil, ulusal bir yük olarak görülüyor.
Sarah’ın Hikâyesi: 28 Yaşında, Manchester
“Haftada dört gün evden çalışıyorum. Arkadaşlarım başka şehirlerde. Herkes çok yoğun. Biri en son ne zaman bana ‘nasılsın’ dedi, hatırlamıyorum. Ekrandan yazılar geliyor ama gerçek sohbet yok. İçimdeki sesim boğulmuş gibi hissediyorum.”
Sarah, üniversiteyi Londra’da tamamlamış, Manchester’da çalışmaya başlamış. Pandemiyle birlikte uzaktan çalışmaya geçmiş. İş arkadaşlarını ekran üzerinden tanıyor. Ailesi başka bir şehirde. Arkadaşları da kendi yollarına gitmiş. Yalnız olduğunu söylüyor ama bunu dile getirmekte zorlanıyor.
Çünkü İngiliz kültüründe hâlâ duygusal dayanıklılık bir erdem olarak kabul ediliyor. “Biraz dışarı çık” önerisi genellikle tek yanıt oluyor. Oysa Sarah’nın ihtiyacı olan şey: bir diyalog, bir bağ, bir dinleyici.
Sarah gibi gençlerde yalnızlık %40 seviyesini aşmış durumda. Bu yalnızlık, hem fiziksel sağlığı hem de benlik değerini yıpratıyor.
Sağlık Üzerindeki Sonuçlar
İngiltere, yalnızlığın sağlık üzerindeki etkilerine ilişkin geniş çaplı araştırmalara ev sahipliği yaptı. Özellikle 2015 tarihli Holt-Lunstad araştırması, yalnızlığın ölüm riskini %26 oranında artırdığını gösterdi.
Yalnızlığın sonuçları:
- Depresyon, kaygı bozukluğu riski yüksek.
- Sürekli stres, uyku düzensizlikleri, tansiyon sorunları, bağışıklık düşüşü.
- Demans belirtilerinde yoğunlaşma.
- Gençlerde özsaygı ve akademik başarıda azalma.
Bu nedenle İngiltere, sağlık sistemine “sosyal reçete” uygulamasını entegre etti: Hekimler, klasik reçeteler yerine kişileri hobi gruplarına, gönüllülüklere veya sosyal aktivitelere yönlendiriyor.
Roger’ın Hikâyesi: 82 Yaşında, Bristol
“Eşim üç yıl önce öldü. Ev artık sessiz. Kapıyı çalan yok. Her sabah gazete okuyorum ama paylaşacak kimsem yok. Sanki yaşıyorum ama fark eden yok.”
Roger, şehir dışı bir bölgede yalnız yaşıyor. Oğlu başka şehirde. Komşularla kısa selamlaşmalar dışında iletişimi yok. Mahalledeki yaşlı kulübüne gidemiyor çünkü ulaşım sorunlu. “Bir yüz görebilmek için pazartesi sabahı market kuyruğuna giriyorum” diyor.
İngiltere’de yaklaşık 1 milyon yaşlı, benzer bir yalnızlık deneyimi yaşıyor. Bu yaş grubunda depresyon ve demans oranları yüksek. Fiziksel olarak yalnız olmasalar bile, duygusal uzaklık onları daha savunmasız kılıyor.
En Yalnız Gruplar Hangileri?
Yalnızlık eğrisi yaş aralıklarına göre “U” şeklinde ilerliyor: Gençlikte yüksek, orta yaşta az, yaşlılıkta tekrar artıyor.
- Genç Yetişkinler (16–24 yaş): En yalnız grup. Dijital eğitim süreci bu hissi artırdı.
- Orta Yaşlılar (30–59 yaş): Görece düşük, ancak boşanma ve çocukların ayrılması gibi durumlar riski artırıyor.
- Yaşlılar (65+): Yaklaşık 940 bin kişi düzenli olarak yalnız hissediyor. Özellikle dul ve yalnız yaşayanlar.
- Kadınlar: Yalnızlık hissini daha çok bildiriyor. Ancak genç erkeklerde de oranlar yükseliyor.
Siyasi ve Toplumsal Adımlar
İngiltere, yalnızlığı resmen gündeme taşıyan ilk ülke oldu.
* Politik Girişimler:
- 2017: Jo Cox Yalnızlık Komisyonu Raporu
- 2018: Yalnızlık Bakanlığı kuruldu
- Ulusal Strateji oluşturuldu
- Sosyal reçete uygulaması başlatıldı
- Yalnızlık ölçüm aracı geliştirildi
* Toplum Temelli Uygulamalar:
- Postacılar yaşlı bireylerle temas kuruyor
- Belediyeler, sosyal buluşma alanları kuruyor
- Okullarda “duygusal dayanıklılık” dersleri başladı
- Toplum kampanyaları: “Let’s Talk Loneliness”, “The Great Get Together”
Bu adımlar, içe dönük bir toplumda yalnızlık konusundaki utancı aşmayı hedefliyor.
Türkiye Ne Kazanabilir?
İngiltere’nin tecrübesi, yalnızlığı fark etmek ve yönetmek için yol gösterici olabilir.
* Öneriler:
- Yalnızlık düzenli olarak ölçülmeli.
- Halk sağlığı gündemine alınmalı.
- Sosyal reçete modeli uygulanabilir.
- Yerel yönetimler aktif hale getirilmeli.
* Kültürel Avantajlar:
Türkiye hâlâ güçlü aile ve mahalle ilişkilerine sahip.
Ancak yalnızlığın “zayıflık” gibi görülmesi, bu avantajları etkisizleştirebilir.
İngiltere’nin bireycilik ve kentleşmeden doğan sorunlarından kaçınılmalı, uyguladığı çözümlerden faydalanılmalı.
Sessizliği Görünür Kılmak
İngiltere’nin yalnızlıkla mücadelesi, dünya çapında ilklerden biri. Ama mesele yalnız İngiltere’ye ait değil—hepimize dokunuyor.
Yalnızlık artık bireysel bir mesele değil; kamusal bir konu.
Ve bu konudaki çözüm, çoğu zaman sadece “Nasılsın?” demekle başlıyor.
Yarın yazı dizimizin Almanya bölümüne geçiyoruz.
Daha serin, daha sessiz ama benzer şekilde yalnız.
Bitişik evlerde yaşayan ama birbirine uzak duran insanlar…
Bugünün en önemli mesajı ne mi?
Yalnızlık, konuşuldukça hafifler.
Görülmeyenler fark edildiğinde, toplum iyileşir.
Ve hiç kimse yalnız hissettiği için utanmamalı.