“Burada sessizlik sadece bir an değil, bir alışkanlık. İnsanlar içine çekiliyor ve sonra o sessizlikte yitip gidiyor.”
— Haruki Murakami
Japonya denince çoğumuzun zihninde teknoloji harikaları, düzenli metropoller ve uzun ömürlü bir yaşam canlanır. Ancak bu parlak görüntünün ardında, giderek büyüyen sessiz bir sorun gizli: yalnızlık.
Yalnızlık burada soyut bir his değil, birçok insan için hayatın kendisi. Yalnız kalmamak için değil, kimseye yük olmamak için sessizliğe çekilen yaşlılardan, toplumdan uzaklaşan gençlere kadar birçok kişi bu gerçekliği yaşıyor.
Japonya’da Yalnızlık: Sessizce Derinleşen Bir Sorun
Yalnızlık Japonya’da yıllardır var, ama özellikle son yirmi yılda hızla arttı ve artık ulusal bir problem olarak kabul ediliyor.
Bazı veriler:
- Evlerin %38’i tek başına yaşayan bireylerden oluşuyor.
- 65 yaş üstü bireylerin %35’i tamamen yalnız.
- Her yıl yaklaşık 30.000 kişi kimse tarafından fark edilmeden yaşamını yitiriyor (kodokushi).
- 15–39 yaş aralığındaki gençlerin %15’i, çevresiyle gerçek bağlar kurmadan yaşıyor.
- Toplumdan tamamen kopmuş hikikomori sayısı: yaklaşık 1 milyon.
Bu yalnızlık duygusal değil; sağlık, ekonomi ve kültürü etkileyen çok boyutlu bir mesele haline gelmiş durumda.
Japonya’nın Kendi Terimleriyle Yalnızlık: Kodokushi ve Hikikomori
* Kodokushi – Sessizce Ölmek
Kodokushi, Japonya’ya özgü acı bir kavram: Tek başına yaşayan bireylerin, kimse fark etmeden evlerinde hayatını kaybetmesi. Özellikle yaşlılar arasında sık görülüyor. Hatta bazı durumlarda ceset aylar sonra bulunuyor. Belediyeler bu yüzden hareketsizlik algılayan sistemler kurmak zorunda kalmış durumda.
* Hikikomori – Toplumdan Uzaklaşmak
Bu terim, uzun süre dış dünya ile bağını kesen kişiler için kullanılıyor. Genellikle genç erkeklerde görülüyor. Sosyal baskılar, başarısızlık korkusu ya da duygusal zorluklar nedeniyle kendilerini odalarına hapsediyorlar. Bu kişiler bazen yıllarca dışarı çıkmıyor, kimseyle iletişim kurmuyor.
Kodokushi ve hikikomori, Japon toplumunda yalnızlığın ne kadar derinleştiğinin ve bireyleri nasıl fiziksel olarak da etkilediğinin birer göstergesi.
Gerçek Bir Hikaye – Takeshi, 29 Yaşında (Hikikomori)
“Lise son sınıfta her şey dağıldı. Okula gitmek zorlaştı. İnsanlarla konuşmak beni bunaltıyordu. Eve çekildim. Şimdi 29 yaşındayım ve 9 yıldır dışarı adım atmadım.”
Takeshi, Tokyo’da yaşayan bir hikikomori. Üniversiteye hiç başlamamış. Bütün gününü bilgisayar başında geçiriyor. Sosyal medyaya bile ilgisi yok. Hayata dair tek yorumu: “Sadece varım.”
Takeshi gibi yaklaşık 1 milyon kişi Japonya’da görünmeden yaşıyor. Aileler çoğunlukla bu durumu gizliyor. Yardım istemekse hâlâ bir tür “ayıp” olarak görülüyor.
Sağlık Üzerindeki Yansımalar
Bireysel Etkiler:
- Ruhsal rahatsızlıklar yaygın: depresyon, kaygı bozuklukları.
- Japonya, intihar oranlarında en yüksek ülkelerden biri.
- Uyku düzeni bozuluyor, beslenme sorunları ortaya çıkıyor.
- Yalnız yaşlılar arasında inme, hafıza kaybı ve fiziksel düşüş hızla artıyor.
Toplumsal Etkiler:
- İş gücüne katılım azalıyor.
- Sağlık sistemine binen yük artıyor.
- Evlenme ve çocuk sahibi olma oranları düşüyor.
Japonya’nın şu anki yaş ortalaması 48.3. Bu da ülkeyi dünyanın en yaşlı toplumlarından biri yapıyor. Ve ne yazık ki, bu yaşlıların çoğu hayatlarını yalnız sürdürüyor.
Fumiko’nun Hikayesi – 72 Yaşında, Osaka
“Kocam öldüğünden beri tek başımayım. Apartmanda kimseyle konuşmuyorum. Haftada bir alışverişe çıkıyorum. Eğer başıma bir şey gelirse, kim fark eder bilmiyorum.”
Fumiko, kodokushi riskini taşıyan milyonlarca yaşlıdan biri. Devlet, yaşlıların hareketlerini takip eden sistemler ve haftalık kontroller uygulamaya koymuş. Ancak Fumiko’nun şu sözleri düşündürücü:
“Konuşan insan değil, makine.”
Teknoloji ne kadar gelişmiş olursa olsun, insanların temel ihtiyacı hâlâ aynı: Anlaşılmak, duyulmak ve değer görmek.
En Çok Kimler Etkileniyor?
* Genç Yetişkinler (18–35):
Yalnızlık oranı en hızlı yükselen yaş grubu. Nedeni; rekabet baskısı, belirsiz gelecek ve yüzeysel ilişkiler.
* Orta Yaş Grubu (40–59):
Boşanmalar, iş stresi ve duygusal yorgunluk bu yaşta daha fazla.
* Yaşlılar (65+):
Her üç yaşlıdan biri yalnız. Aile bağları azalmış, komşuluk kültürü büyük ölçüde yok olmuş.
* Kadınlar:
Kadınlar daha çok yalnız yaşıyor ama çevreleri olmasına rağmen duygusal anlamda yalnızlık hissi yüksek.
Japonya Hangi Önlemleri Alıyor?
* 2021’de özel bir bakanlık kuruldu:
Yalnızlık ve İzolasyon Bakanlığı.
Görev: Politika üretmek, STK’larla işbirliği yapmak, yalnızlıkla mücadele için farkındalık yaratmak.
* Devlet projeleri arasında:
- Yalnız yaşlılar için gönüllü ziyaret ekipleri
- Hikikomoriler için destek merkezleri
- Akıllı sayaçlar ve mesaj sistemleri
- “Bir mesaj, bir hayat kurtarır” gibi kampanyalar
* Ancak sorun hâlâ köklü:
- Yalnızlık hâlâ tabu.
- Yardım istemek, zayıflık gibi algılanıyor.
- Aileler sorunları konuşmak yerine saklamayı tercih ediyor.
Türkiye Ne Yapmalı?
Japonya’nın yaşadığı bu krizden önemli dersler çıkarabiliriz:
* Çıkartılacak Dersler:
- Yalnızlıkla mücadelede en etkili yöntem insan temasıdır, teknoloji değil.
- Yaşlı nüfus artmadan sosyal destek ağları inşa edilmeli.
- Gençler, toplumsal beklentiler altında ezilmeden yaşamalı.
- Yalnızlık konuşulabilir, anlaşılabilir bir mesele haline getirilmeli.
* Türkiye’nin artıları:
- Aile bağları hâlâ güçlü.
- Komşuluk ve mahalle kültürü canlı.
- Gönüllülük ve manevi dayanışma geleneği sürüyor.
Ama şehirleşme, bireyselleşme hızla artıyor. Şimdiden önlem alınmazsa, gelecekte Japonya’dakine benzer bir tablo karşımıza çıkabilir.
Teknoloji Yakınlığı Değil, Teması Sağlamaz
Japonya yüksek teknolojisiyle övünüyor olabilir. Ama bir ekran, bir insanın “fark edilme” ihtiyacını gideremez.
İnsan:
- Temas ister
- Dinlenmek ister
- Bir çift gözle buluşmak ister
Yapay zekâlar, uygulamalar, robot mesajlar geçici birer çözümdür. Asıl çözüm, kalpten kurulan ilişkilerde yatıyor.
Yarın: Serimizin 6. gününde Çin’e gidiyoruz.
Devletin baskın ama topluluk bağlarının güçlü olduğu, kalabalıklar içinde başka türden bir yalnızlığın yaşandığı ülkeye…
Ama bugün Japonya’nın bize gösterdiği en çarpıcı gerçek şu:
Yalnızlık sadece bir kırılganlık değil.
Eğer zamanında görülmezse,
Sessiz ve görünmeyen bir sona dönüşebilir.