Antibiyotikler Sonrası Dönem – Bilim Yetişebiliyor mu?
COVID-19 sonrası dünya nefes almaya çalışırken, çok daha sessiz ama bir o kadar ölümcül bir tehditle karşı karşıyayız: Antimikrobiyal direnç, yani mikropların ilaçlara karşı bağışıklık kazanması.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), AMR’nin her yıl 1,27 milyon kişinin doğrudan ölümüne neden olduğunu, dolaylı etkileriyle ise bu sayının 5 milyonu aştığını bildiriyor. Eğer gerekli önlemler alınmazsa, 2050 yılına kadar 39 milyon kişi bu yüzden hayatını kaybedebilir.
Bu sadece bir sağlık krizi değil, aynı zamanda ekonomik bir çöküş riski de taşıyor. 2030’a kadar dünya ekonomisine yıllık 1–3,4 trilyon dolar zarar verebilir.
Peki, nasıl oldu da bilim bu savaşı kaybeder hale geldi? Güçlü ilaçlarımız var ama mikroplar bizden hep bir adım önde. Bunun nedeni sadece tıpta değil; yanlış antibiyotik kullanımı, tarım uygulamaları, zayıf sağlık politikaları ve küresel iş birliği eksikliği.
Bu yazıda AMR’nin küresel ve yerel boyutlarını, 2026 Abuja Konferansı’nın önemini, aşı krizlerini ve Türkiye’deki tabloyu derinlemesine ele alacağız.
Dirençli Mikroplar Yayılıyor, Bilim Yarışta Geride Kalıyor
1. AMR Nedir ve Neden Bu Kadar Ciddi?
Antimikrobiyal direnç (AMR), bakteri, virüs, mantar ve parazitlerin antibiyotik ve diğer ilaçlara karşı bağışıklık kazanmasıdır. Yani ilaç işe yaramaz hale gelir, enfeksiyonlar tedavi edilemez.
Bu direncin yayılma nedenlerinden bazıları:
- Gereksiz antibiyotik kullanımı: Soğuk algınlığı gibi viral hastalıklarda antibiyotik kullanılması. 2001 senesinde Japonya da iltihaplanan dişim için dahi antibiyotik vermediler. Kanal tedavisi yapıp tane ile hap verdiler. Evet doğru okudunuz kutu ile değil tane ile bir haptan 3 adet farklı bir haptan 2 adet.
- Tarımda antibiyotiklerin kötüye kullanımı: Hayvanlara büyüme amacıyla verilen ilaçlar, dirençli bakterilere yol açıyor
- Zayıf denetim sistemleri: Birçok ülkede AMR verisi toplanmıyor, izlenmiyor
- Eşitsiz sağlık sistemleri: Bazı bölgelerde ilaçlara erişim fazla ama denetim yok
2022’de yayımlanan Muskat Manifestosu, 2030’a kadar tarımda antibiyotik kullanımını yarıya indirmeyi hedefliyordu. Ama 2024’te yayınlanan Cidde raporuna göre, ülkelerin sadece %52’si AMR’yi etkin bir şekilde takip edebiliyor.
2. 2026 Abuja Konferansı: Dönüşüm İçin Bir Şans mı?
29–30 Haziran 2026’da Nijerya’nın Abuja şehri, AMR ile mücadelede kritik bir konferansa ev sahipliği yapacak. Bu toplantıdan çıkacak kararlar, küresel sağlığın geleceğini etkileyebilir.
Amaçlar:
- Somut hedefler belirlemek
- Sağlık ve tarım sektörlerinde birlikte gözetim sistemleri kurmak
- Finansman modelleri oluşturmak
- Antibiyotik kullanımını dünya çapında denetim altına almak
Ancak tüm bu kararların başarıya ulaşması, ülkelerin bu planları uygulamaya ne kadar istekli olduğuna bağlı. Kısaca şansa çevirmek bizlerin elinde.
3. Türkiye’de Durum: Bilinç Düşük, Tüketim Yüksek
Türkiye, Avrupa’da en fazla antibiyotik kullanan ülkelerden biri. Ve bu tüketimin büyük kısmı gereksiz.
- Halkın %38’i virüslerde antibiyotik işe yarar sanıyor
- Reçetesiz satış yasaklansa da hâlâ bazı yerlerde bu ilaçlara erişim mümkün
- Tarımda ve hayvancılıkta antibiyotik kullanımı konusunda şeffaflık eksik
Atılan bazı adımlar var:
- 2018–2023 Ulusal AMR Eylem Planı uygulandı, yenisi yolda
- “Akılcı İlaç Kullanımı” kampanyaları sürüyor
- Üniversite hastanelerinde reçete denetimi sıkılaştı
Ancak hâlâ en büyük sorun farkındalık eksikliği. İlaçlar gelişiyor ama davranışlar aynı kalıyor.
4. Aşılamada Gerileme: Yeni Salgınların Kapısı Açılıyor
DSÖ, 2024 raporunda ciddi uyarılarda bulundu:
- 2023’te kızamık vakaları %20 arttı
- 14,5 milyon çocuk temel aşıları alamadı
- Bazı hastalıklar geri dönüyor: sarı humma, çocuk felci, menenjit
Bunun arkasındaki temel nedenler:
- Aşı karşıtlığı
- Sağlık sistemlerine güvenin sarsılması
- Sosyal medyada yayılan bilgi kirliliği
Türkiye’de de benzer bir eğilim var:
- 2011’de sadece 183 aşı reddi varken, 2022’de bu sayı 30 binin üzerine çıktı
- Bazı bölgelerde aşılanma oranı düşüyor
- Aşıya dair kaygılar arttıkça sürü bağışıklığı riske giriyor
3 KRİTİK TEHDİT
Tehlike 1: Antibiyotikler İşe Yaramaz Hale Gelebilir
Eğer bu gidişat durdurulmazsa, basit ameliyatlar, doğumlar ve kanser tedavileri bile ölüm riski taşıyacak.
Tehlike 2: Aşı Reddi, Yeni Pandemilere Zemin Hazırlıyor
Aşı karşıtlığı, hem eski hastalıkları geri getirebilir hem de gelecekteki salgınlara karşı bizi savunmasız bırakabilir.
Tehlike 3: Gıda Üzerinden Yayılabilecek Tehlikeler
Tarımda kullanılan antibiyotikler, dirençli mikropların yiyecekler üzerinden insanlara geçmesine neden olabilir. Bu da hem sağlığı hem gıda güvenliğini tehlikeye atar.
Bilim Tek Başına Yeterli Değil – Davranış Değişmeli
Antimikrobiyal direnç, geleceğin değil, bugünün krizidir. Bilim insanları çözüm üretmeye devam ediyor, ama bu çözümlerin işe yaraması için davranışların da değişmesi gerekiyor.
Doktorlar, çiftçiler, karar vericiler, medya ve bireyler—herkes bu zincirin bir parçası. Türkiye gibi genç nüfuslu, sağlık hizmetlerine ulaşımın yaygın olduğu bir ülkede doğru yönlendirmelerle büyük yol alınabilir.
Aksi takdirde, bir gün sıradan bir enfeksiyonun bile tedavi edilemediği bir döneme uyanabiliriz.
2026, sadece ilaç geliştirme yılı değil, bilinç ve sorumluluk geliştirme yılı olmalı.