7 – NÜKLEER SİLAHSIZLANMANIN SONU MU GELİYOR? 2026’DA KRİTİK DÖNEMEÇ

Dengeden Dağılmaya – Yeni Bir Tehdit Çağı

1945’ten bu yana, dünya bir şekilde nükleer felaketten uzak kalmayı başardı. ABD ve Sovyetler Birliği arasındaki Soğuk Savaş döneminde bile nükleer silahlar kullanılmadı çünkü her iki taraf da ortak denetimlerle, anlaşmalarla ve karşılıklı kontrollerle birbirlerini sınırlıyordu.

Ancak bu denge sistemi 2026 yılında büyük bir tehlikeyle karşı karşıya. ABD ile Rusya arasında geçerli olan son büyük nükleer anlaşma — New START — 5 Şubat 2026’da sona erecek ve şu ana kadar bu anlaşmanın uzatılması yönünde ciddi bir adım atılmış değil. Bu da, 21. yüzyılda nükleer denetimin tamamen ortadan kalkabileceği anlamına geliyor.

Nükleer silahları kısıtlayan son anlaşmanın da devre dışı kalması, dünyayı şu risklerle karşı karşıya bırakıyor:

  • Silahlanma konusunda hiçbir sınır kalmayacak.
  • Denetim mekanizmaları duracak.
  • Büyük güçler arasında yeni bir silahlanma yarışı başlayabilir.

Bu yazıda, anlaşmanın arka planı, neden bitme noktasına geldiği, nükleer risklerin artışı, Türkiye’nin stratejik konumu ve yakın gelecekte oluşabilecek üç büyük tehlike incelenecektir.

Nükleer Kontrol Dönemi Bitiyor

1. New START Anlaşması: Son Bariyer de Kalkıyor

New START, ABD ile Rusya arasında 2011’de imzalanan, iki ülkenin sahip olabileceği nükleer silah miktarına sınır koyan ve karşılıklı denetim hakkı tanıyan son büyük anlaşmadır.

Anlaşmaya göre:

  • En fazla 1.550 aktif nükleer başlık bulundurulabilir.
  • 700 konuşlandırılmış füze ve bombardıman uçağı sınırı vardır.
  • Karşılıklı yerinde inceleme, veri paylaşımı ve uyarı mekanizmaları içerir.

Ancak bu anlaşma 2026’da sona erdiğinde, artık nükleer silahlar konusunda hiçbir resmi sınır kalmayacak. Bu durum yalnızca ABD ve Rusya’yı değil, Çin, Hindistan, Kuzey Kore, Pakistan gibi nükleer kapasitesi olan tüm ülkeleri etkileyecek. Küresel ölçekte yeni bir silahlanma dalgasının başlaması mümkün.

2. Rusya-Ukrayna Savaşı ve Nükleer Tehditler

2022’de başlayan Ukrayna savaşı, nükleer tehditleri yeniden dünya gündemine taşıdı.

  • Kremlin yetkilileri zaman zaman nükleer silah kullanma ihtimalinden söz etti.
  • Belarus’a yerleştirilen taktik nükleer silahlar bu endişeyi daha da artırdı.
  • ABD ve Batılı ülkeler bu tehditleri ciddi ama kontrollü şekilde değerlendirmeye çalışıyor.

New START’ın ortadan kalkması, bu tehditlerin artık daha kolay bir şekilde uygulamaya konabileceği anlamına geliyor. Özellikle “taktik nükleer silahlar” adı verilen, daha küçük ama savaşta kullanılabilir türdeki silahlar, büyük çatışmaları tetikleyebilir.

3. Türkiye’nin Konumu: Tam Ortada, Riskin Eşiğinde

Türkiye, hem NATO üyesi olması hem de Karadeniz’e kıyısı olması nedeniyle bu denklemde çok kritik bir rol oynuyor.

  • ABD’nin nükleer koruması altındaki ülkelerden biri.
  • Rusya ile yakın coğrafyada bulunuyor.
  • İncirlik Üssü’nde ABD’ye ait olduğu iddia edilen nükleer silahlar uzun süredir gündemde.
  • Türkiye’nin kendi nükleer silahı yok ama Akkuyu gibi tesislerle enerji alanında stratejik yatırımlar yapıyor.

Bu gelişmeler, Türkiye’nin güvenlik hesaplarını yeniden gözden geçirmesini gerektirebilir.

3 KRİTİK TEHDİT

Tehlike 1. Yeni Nesil Silahlanma ve Kontrolsüzlük

Denetim anlaşmaları ortadan kalkarsa, ülkeler silah stoklarını artırabilir. Bu da korkuya dayalı, istikrarsız bir denge yaratır. Teknoloji geliştikçe silahlar daha hızlı ve gizli hale gelir.

Tehlike 2. Yanlış Alarm Riski

Denetimin olmadığı ortamda yanlış anlaşılmalar veya teknik hatalar, felaket doğurabilir. Geçmişte nükleer alarm hatalarının geri dönüşü denetimle sağlanmıştı; şimdi bu mekanizmalar kalkabilir.

Tehlike 3. Terör Riski ve Nükleer Maddelerin Kaçakçılığı

Nükleer materyaller daha kolay şekilde yasa dışı grupların eline geçebilir. Bu da “kirli bomba” tehdidini artırır. Türkiye gibi geçiş yolları üzerinde olan ülkeler için bu tehdit daha da büyür.

Güç Dengesi Kayıyor, Tehlike Büyüyor

2026, nükleer silahlar açısından son 50 yılın en kritik yıllarından biri olabilir. New START anlaşmasının bitmesi, dünya genelinde nükleer silahsızlanma sürecini sona erdirebilir. Bu da yalnızca büyük ülkeler için değil, tüm dünya için daha kırılgan, daha riskli bir dönem anlamına gelir.

Türkiye’nin diplomatik gücünü kullanarak, hem NATO içinde hem de bölgesel düzeyde yeni denge kurma çabalarına öncülük etmesi hayati önemdedir.

Unutulmamalıdır ki nükleer silahlar sadece caydırmakla kalmaz, aynı zamanda tehdit eder. Ve bu tehdit artık daha kontrolsüz.

Yorum bırakın