STREISAND ETKİSİNDEKİ 5S (TPS 4)

Hollywood yıldızı Barbara Streisand bugün bizlere yol gösterici olacak. 5 adımdan oluşan 5S için ışık olacak hatta yolumuzu aydınlatacak. 5S çalışma sahasının etkinleştirilmesi ve korunmasında, israfın azaltılması hatta önlenmesinde, son derece basit ve bütün yalınlaştırma ile yeniden yapılandırma çalışmalarının temelinde yer alan bir yöntemdir.

5S’in işletmelerimize sağlayacağı faydaları şu şekilde sıralayabiliriz; “iş güvenliği”, “verimlilik”, “kalite”, “performans” ve “moral”. 5S çalışması ile özellikle israf görünür hale gelir ve ortadan kaldırılması kolaylaşır.

İşte tam da bu noktada Streisand etkisi devreye giriyor. Bir şirkette israflar en zor görünür hale getirilen noktalardır. 2003 senesiydi. Basında bir fotoğraf yayınlandı. Küçük bir internet sitesinde rastgele bir günde yayınlanan havuzlu bir malikanenin fotoğrafıydı. Bir çok ünlünün malikanesinden farkı yoktu. Hatta yayınlandıktan sonra bu fotoğraf uzunca bir süre sadece 6 kişi tarafından indirilmiş.

Hatta bu 6 kişiden 2 si Streisand’ın avukatı oluyor. Barbara Streisand hem evinin fotoğrafını izinsiz çekene dava açıyor, hem de yayından kaldırılmasını istiyor. İşte bu iki davanın açıldığı gün sadece 450 bin kişi bu fotoğrafı indiriyor. İşte tam da buna Streisand etkisi diyoruz. Görülmeyene görünür hale getirmeye.

Genç bir bilgisayar programcısı olan Alexandra Elbakyan, bir gün sinir bilimine merak sarar. Bu konu ile ilgili çok ciddi araştırmalar yapar. Ancak önünde büyük bir telif engeli vardır. Akademik makaleler çok ciddi telif ücreti istemektedirler. Oysa bilim böylesi ücretlendirilmemeli, herkese açık olmalıdır. Bir bilgisayar kodu yazarak, bütün bilimsel ve akademik makaleleri ücretsiz olarak indirir. Sonra da kendi internet sitesinde 60 milyon makaleyi ücretsiz olarak yayınlar. Kimsenin ruhu bile duymamıştır. Bu işten para kazanan oligarklardan biri Elbakyan’a dava açana kadar.

Merak en büyük itici güçtür. Gelin bu etkiye biraz da şirketler açısından bakalım.2013 yılında bir Youtuber Samsung marka telefon ile ilgili bir video çekti. Çok az kişinin ilgisini çeken bu video, Samsung firmasının videoyu yayından kaldırması için uzlaşma teklifi göndermesiyle birlikte bir anda 1,2 milyon izlenme ile o günün rekorunu kırdı.

İsrafı ne kadar çok gizlemeye çalışırsak aslında bir o kadar görünür hale gelir. 5S sadece işletmeler için değil hayatımıın her anı için paha biçilmez bir değerdir.

Önümüzdeki hafta 5S’ in anlamları ile devam edeceğiz.

Sevgiyle kalın.

ABDAL’a MALUM OLUR! (TPS 2)

Toyota Üretim Sistemi, benim değişimle ABDAL ÜRETİM SİSTEMİ yazı serime devam ediyorum. Bu sefer yazmaya başlamadan söyliyeyim. Bu eğitim dökümanlarını isteyenler ODTÜ MEZUNLAR DERNEĞİ’nin öğrenci burs hesaplarına gönüllerinden kopan küçük bir bağış yaparlarsa seve seve paylaşırım. Bugünler de özellikle deprem bölgesinden okumaya çalışan gençlerin bu desteğinize ihtiyacı var.

Abdal Üretim Sisteminin ihtiyaçtan doğuşu üretimi yönetmek, disiplinini ve sürekliliğini sağlamak üzerineydi. Oysa artık bütünü kapsayan bir sistem haline geldi. Hizmet sektöründen tutunda yazılım firmalarına kadar tüm çalışmaları kapsar hale geldi. Biz buna BÜTÜNSEL TPS tanımı verdik. Hatta yapay zekaya ilk olarak bunu öğretmeliyiz bile diyebiliriz.

Çalışma sahasının tanımına ve etkinleştirilmesine girmeden önce sistemin sağlığını ve sürdürülebilir olmasını sağlamalıyız. Riskleri minimize ederek bunu yapmalıyız. Sistem aslında bir insan vücudundan farksızdır. Vücudun tümün kapsar. Ömrünü uzatmak ve riskleri minimize etmek aynı zamanda kaliteli yaşamı da beraberinde getirir. Fiziksel hareketsizlik sadece insanlar için değil, çalışma sahaları ve tüm firmalar içinde geçerlidir.

Tabii kapitalizm için herşey duygusaldır. Senin ne kadar yaşadığın ile ilgilenmez. Sisteme ne kadar masrafın olduğunu hesaplar. ABD’de yapılan bir araştırma fiziksel hareketsizlik nedeniyle yıllık 54 milyar dolarlık sağlık harcaması yapıldığını ortaya koyuyor. Biz kapitalizmi bir tarafa bırakıp sürdürülebilir ve kaliteli yaşama odaklanalım. Yine aynı araştırma ülkede ortalama adım sayısının 4800 olduğunu söylüyor. Artık verilere erişmek son derece kolay bunu nasıl değerlendireceğiniz ise sizin elinizde. Sizlere bunu yazarken 2023 ortalamamın 8055 olduğunu görmek beni mutlu etti. Artık hepimizin cebinde bizi yakından takip eden akıllı telefonlar mevcut. Bu noktada çalışma tasarımı ve ortamı da tabii ki önem kazanıyor. Kendisini sürekli yorgun hisseden bir ofis çalışanından alacağınız verim yüzde 10’nu geçemez. Tabii şimdi ofiste sürekli oturan ekibe neden günlük fabrika turu hazırladığımı da öğrenmiş oldunuz. Bir sırrımı daha sizlerle paylaşmış oldum.

Bütünsel TPS 8 adımda tüm sahaya, her noktaya yayılır. Sizin gün içinde atacağınız 8 tane 1000 adım da sağlığınızın bütününe katkı sağlayacak. Amerika’da bu araştırma tabii ki o kadar kolay ve kısa sürede yapılmadı. Araştırmaya 2005 yılında başladılar. 20 yaş ve üzerinde 3101 kişi bu araştırmaya gönüllü olarak katıldı. 10 yıl süre boyunca tüm aktiviteleri kayıt altına alındı. Üstlerine takılı olan, cihaz ile attıkları adımlardan tutun da ritim ve nabız verilerine kadar herşey toplandı. Düzenli sağlık taramasının yanı sırası tüm tıbbi bilgileri araştırma merkezi ile paylaşıldı. 2016 yılından 31 Aralık 2019 tarihine kadar da bu kişilerin ölüm verileri takip edildi. Haftada sadece 2 gün 8000 in adımın üzerinde yürüyüş yapanların ölüm oranlarında %14,9 düşüş görüldü. Haftada 3-7 gün arasında günlük ortalama 8000 adım atanlar, 1 gün bile 8000 adım atmayanlara nazaran ölüm oranında % 16,5 düşme olduğu görüldü. Bu araştırma aynı zamanda kalğ ve damar anormallikleri nedeniyle yaşanan ölümlerin, yaş ve cinsiyetten bağımsız olarak % 8’in üzerinde azaldığını kanıtladı. Sakın bu burada kaldı zannetmeyin. Tüm toplanan veriler 1 Nisan 2022 tarihinden 31 Ocak 2023 tarihine kadar analiz edildi.

Aşağıda bu araştırma ile ilgili makale linkini paylaşacağım. Ama öncesinde bu araştırmadan yararlananlar oldu. Araştırma ekibi üyesi ve Kyoto Üniversitesi Tıp Enstitüsü’nde sosyal epidemiyoloji profesörü olan Kosuke Inoue, “Kendine her gün yürümek için baskı yapma, haftada bir veya iki gün bile olsa yürümeyi dene. Umarım insanlar bunu sağlıkları için yürüme konusunda bir kılavuz olarak görür.” demiştir.

Japonya’da bugün yepyeni bir sigorta sistemi doğuyor. Sigortalıların vücutlarıyla ilgilenmeleri karşılığında, egzersiz yapma, sağlık kontrollerine gitme ve diğer çabalar karşılığında prim indirimleri ve diğer avantajlar elde edebildikleri benzersiz bir sigorta türü Japonya’da yaygınlaşıyor. Şirketler birbiri ardına bu tarz sigorta sözleşmelerini piyasaya sürüyorlar ve trend oluyorlar. Vitality/Dirilik adını verdikleri poliçe programları her geçen gün artıyor. Bu sayede sigortalılar, sigorta pirimlerinde %30’un üzerinde indirim alırken daha sağlıklı bir yaşama kavuşuyorlar. Yani KAZAN KAZAN programı. Bütünsel TPS öncesi ilk adım bilinmesi gereken il durum bu!

KAZAN KAZAN

Sevgiyle kalın.

Not;

https://jamanetwork.com/journals/jamanetworkopen/fullarticle/2802810?resultClick=3

https://mainichi.jp/english/articles/20210911/p2a/00m/0li/020000c

TPS GİRİŞ

Eğitim yazı serime TPS ile devam ediyorum. TPS kısaltması belki de adından bile daha meşhurdur. Söylenmesi kolay olduğu için de olabilir ama altında yatan asıl neden elde ettiği başarıdan kaynaklanmaktadır. TPS ; TOYOTA PRODUCTION SYSTEM kelimelerinin baş hafrlerinden oluşmaktadır.

Bilinen adı ile Toyota Üretim Sistemi, Toyota çalışanlarının tanımı ile Düşünen Üretim Sistemi, benim tanımım ile ise Abdal Üretim Sistemi. bazıları Yalın Üretim diye de tanımlayabilir. Ne derseniz, nasıl derseniz deyin içeriği değişmez ve felsefesini anlamazsanız asla kurgulayamazsınız!

Gelin önce biraz Japonya’yı tanıyarak bu eğitime giriş yapalım. O zaman bu felsefe daha net ve kolay anlaşılır olacaktır. Bu TPS serisi 8-10 yazıdan, belki de daha fazlasından oluşacaktır. Eğitimin en sonunda kapanışta yazacağımı şimdi girişte de ifade edeyim; DİSİPLİN olmazsa hiçbirşey olmaz havanda su döversiniz!

Hepiniz az çok bilirsiniz, tek yolcusunu almak için hergün aynı saatte aynı uzak durağa giden otobüsü. Şimdi size ona benzer ama daha muhteşem bir hikaye anlatacağım. Japonya’nın ücra bir noktasında küçücük bir ada da yer alan bir ilk ve orta okulun tek öğrencisi de bugünlerde mezun oldu. Şaşırmayın yanlış duymadınız! Tek bir öğrenci var! Evet ilkokulu ve ortaokulu tek başına okudu.

Otashima adasında sadece 34 kişi yaşıyor. Mezuniyet sevinci yaşayan 15 yaşındaki Akino İmanaka, 18 yaşın altındaki tek adalı. Kimse onu başka şehre başka okula götürmeye çalışmamış. Taşımalı eğitim yapalım dememiş. Evine yakın okulda tek başına okuyorak mezun olmanın mutluluğunu yaşamış.

Imanaka, 9 yıl boyunca tek başına okumuş! Mezun olurken duygularını şu şekilde dile getirmiş; “Her şey çok hızlı oldu. Öğretmenlerimin, ailemin ve ada halkının desteği sayesinde okul hayatımın tadını çıkarabildiğim için çok minnettarım. .” Kendini yalnız hissetmesin diye ortaokulun 5 öğretmeni dönüşümlü olarak yanına oturmuşlar ve tıpkı öğrenci gibi ders dinlemişler onunla oyun oynayıp sohbet etmişler.

Yine de kendini çok yalnız hissetmesin diye haftada 1 gün yakınlardaki kalabalık okulları ziyaret ettirmişler. Hatta geçen sene Haziran ayında okul bu tek öğrencisi için spor etkinliği düzenlemiş. Bu etkinliğe çevre okullardan 60 öğrenci katılmış. Hep birlikte jimnastik, bayrak yarışı, dans etme ve halat çekme gibi bir çok etkinlik yapmışlar. Aslına bakarsanız, bu Ortaokul 2013 yılında Imanaka’nın ablası mezun olunca kapanıyor. 2020 senesinde sadece Imanaka için açılıyor!

Japonya’da 2022 senesinin istatistiklerine göre 12012 ortaokul var. Bu okulların, 1033 tanesinde 50 nin altında öğrenci bulunuyor! Yüzde 8,6′ sında çok az öğrenci bulunuyor. Buna rağmen eğitimde en ufak bir aksama bulunmuyor.

Giriş biraz sert mi oldu yoksa? Sistemdeki başarıyı anlamak felsefeyi anlamaktan geçer. Siz Tokyo metrosunu göreseniz ne yapacaksınız acaba. Yada heybetli görüntüsü ile her zaman ilgi odağı olan Fuji dağının eteğindeki 94 kilometrelik temiz su boru hattının 1970 yılında yapıldığını ve sizin onu gerdanlık gibi zannnedeceğiniz söylesem. Yeraltı su kaynaklarını ihtiyaçtan fazla kullanmamak için iki arıtma tesisi arasında tam 94 kilometrelik bir hat inşaa ediyorlar. Fuji nehri üzerinden geçen ve benim gördüğüm de yaya köprüsü sandığım aslında temiz su aşıma hattı.

İşte japon felsefesini anlamanız için 2 basit ama etkili örnek. Haftaya Abdal Üretim Sistemi 2 de görüşmek üzere.

Sevgiyle kalın.

NOT; Referanslar

https://mainichi.jp/english/articles/20230325/p2a/00m/0na/022000c

https://mainichi.jp/english/articles/20230324/p2a/00m/0et/008000c

SAKLAMBAÇ

Çocuktum çok severdim saklambaç oynamasını. Özellikle de Ayşe abla ile. Kapı karşı komşumuzun kızıydı Ayşe abla. Hergün oynardık. Sonra büyüdüm yavaş yavaş geride kaldı saklambaç. Önce okul sonrasında iş hayatı. Hep görünür olmak gerekti. Hiçbir zaman bir kenarda oturup olan biteni seyretmedim.

Okulda da en zor derslerde hep kalkardı o parmağım. Matematik dersinde Bayram hoca Okan uydurma yine birşeyler deyişini duyuyorum. Kimya dersinde Ayla hocamın cevapsız kalan soruma kızışını hatırlıyorum. Ama özellikle iş hayatından görünür olmak çok daha önemliydi. Renault, Tofaş, Ford ve Toyota’da defalarca bandın durmasını kurtardığımda kimsenin ruhu duymadı. Ben sadece işimi yaptım.

Bugün artık şirketlerde görünür olmak ve başarıya ulaşmak çok daha zor. Uzaktan çalışmanında yaygınlaşmasıyla bu zorluklar daha da arttı. Gelin size bunca yıllık tecrübelerimden edindiğim bir türlü uygulayamadığım şirketlerde görünür ve başarılı olmanın kilit noktalarını anlatayım.

Karıyerinizde ilerlemek ve başarılı olmak için insanların sizin kim olduğunuzu, neler yapabileceğini bilmesi gerekiyor. Bunun için ya siz kendinizi göstereceksiniz yada önünüzde size yol gösterecek, sizi parlatacak bir lider olacak. Mustafa Kemal Atatürk’ten beri bu ülke de hep lider beklentisi oldu. Lideri beklemeyin siz lider olun. Görünür olabilmenizin ve de hak ettiğiniz karıyeri, başarıyı yakalamanızın bir koşuluda doğru şirketlerde çalışmaktır. Güven ve şeffaflık kültürünü oluşturmuş şirketlerde başarı daha kolay yakalanır. Şirket için de bu aslında sürdürülebilir bir kazançtır.

Katılımın, performansın ve üretkenliğin artması için gerçek zamanlı verilere ihtiyaç duyarız. Profesyonel tanımını çoğu kişi yanlış anlıyor. Aile işletmeleri de profesyonel olabilir. Yakınlık arzusu ne yazık ki profesyonel olamayan şirketlerin ve başarılı çalışanların en büyük kabusudur. İster patron isterse liyakatsız yönetici her zaman kendine yakın hissetiğini dinler. Onlar için sonuçtan ziyade çaba gösteren kıymetlidir. Oysa yeni dünyada kazananı sadece sonuçlar belirler.

2023 Çalışma ve Öğrenmenin Geleceği Raporu’na göre, kıdemli İK liderlerinin yüzde yetmiş biri ve kıdemli iş liderlerinin %62’si, tesis içi çalışanların yakınlık önyargısından büyük olasılıkla yararlandığına katılıyor veya kesinlikle katılıyor. Society for Human Resource Management (SHRM) tarafından yapılan başka bir ankette, uzaktan çalışanları denetleyen denetçilerin %67’si, uzaktan çalışanların yerinde çalışanlardan daha fazla değiştirilebilir olduğuna inandığını kabul ediyor. Hatta yüzde kırk ikisi görev atarken bazen uzaktan çalışanları unuttuklarını dahi ifade ediyorlar.

Hadi gelin size görünebilirliğinizi arttıracak stratejilerden bahsedeyim.

SOHBETLERE KATILIMCI OLUN

Ekibinizle yüz yüze sohbetlere katılın. Sorular sorun. Gülümsemesini ve gülümsetmeyi sakın ihmal etmeyin. Aktif bir katılımcı olmanın bir başka yararı da, bir bağlantı duygusunu geliştirmeye yardımcı olan yüz ifadelerini ve sözlü olmayan ipuçlarını paylaşmaktır.

ÖĞRENMEK İÇİN NE KADAR HEVESLİ OLDUĞUNUZU GÖSTERİN

Öğrenmeye istekli olduğunuzu göstermek, inisiyatif göstermenin ve işteki görünürlüğünüzü artırmanın başka bir yoludur. Becerilerinizi ve niteliklerinizi geliştirmek ayrıca yükselmelere, terfilere ve diğer ilerleme fırsatlarına da yol açabilir.

Bazı örnekler şunları içerir:

Ekip etkinliklerine katılma

Konferanslara, endüstri etkinliklerine, eğitim veya koçluk oturumlarına katılmak

Rolünüze uygun sertifikalar almak veya kurslara kaydolmak

Sektör haberlerini, yazıları, kitap ve makaleleri okuyarak, sektöre özel haber bültenlerine abone olarak, podcast’leri dinleyerek ve ilgili videoları izleyerek trendlerden haberdar olmak. Trendler size yol gösterici olacaktır.

Yazımı güzel bir örnek ile bitirelim. Dünyanın en büyük global firmalarından biri olan PwC firması hayata geçirdiği My+ programına tam 2,4 milyar dolar bütçe ayırdı. Fakat şu üç ana nokta asla unutlmamalıdır;

Liderler ve çalışanlar, kuruluşlarının başarısı için beceri geliştirmenin en önemli şey olduğunu düşünmeliler!

Çalışanlar için karıyer gelişimi, bilgi ve eğitim desteği sağlanmalı!

Unutmayın! Çalışanlar, şimdi ve gelecek için hedeflenen, uygulanabilir bir gelişme arıyor.

Sevgiyle kalın

*Referans https://www.executivenetworks.com/the-2023-future-of-working-and-learning-report/

ALTININ DA DEĞERİ KALMADI! (Tehlike Öngörü 5)

İlk defa para eski Anadolu medeniyetlerinden Lidya’lılar tarafından Milattan Önce 7. yüzyılda kullanılmış olsa da zenginliğin ölçütü hep altın oldu. Paradan önce takas döneminde de bu durum böyleydi. Altını çok olan zengin diye bilinirdi, kabul edilirdi. Milattan sonra 806 yılında Çin’de kağıt para kullanılması da bu durumu değiştirmeye yetmedi.

Bu yakın zamana kadar da bu durum değişmedi. Hatta bu topraklarda öyleki yeni hayat kuranlara destek olmak için altın vermek adet oldu. Artık zenginliğin değeri altın ile ölçülmüyor. Bugün altından ve paradan daha değerli olan VERİ! Evet veri artık herşeyden değerli. Dünyaya veri yön veriyor. Altın ile para ile satın alamıyorsunuz verileri. Veri diğer adı ile data kimdeyse, kim bu verileri doğru değerlendirebilirse zenginlik onda.

Tehlike öngörü ile sadece veri toplamıyoruz. Toplanmış verileri de analiz etmeyi değerlendirmeyi öğreniyoruz. Otomotiv sektöründe düne kadar en çok veriye TOYOTA sahipti. Bugün ise liderliği TESLA ele geçirdi. Apple, Google ve Amazon’da yüksek veri kaynağına sahip şirketler arasında ilk sıralarda yer alırlar. Elon Musk’ın Tweeter’ı satın almasını duygusal ve reklam zannedenlere selam olsun. Gerçek neden veriye hızlı ve kolay ulaşabilmek. Lider konumunu zenginliğini arttırmak.

Hedefimiz de sıfır iş kazası ve sıfır hata var. Veri toplamak tek başına yetmiyor bunu bilin. O verileri işleyip değerlendirebilecek bilgi ve tecrübe birikimi de önem kazanıyor. Bu konuda alternatif Tehlike öngörü metodlarından biri de TOYOTA’nın uygulamay başarı ile koyduğu STOP6 modelidir.

S afety

T oyota

0 kaza/hata

P roject

kelimelerinin baş harflerinden oluşmaktadır, STOP! Büyük bir projeyi algı ile desteklemektir.

6 adımda uygulanır.

Sonuçlar 3 ana bölüme ayrılarak değerlendirilir.

Kademeli olarak riskler azaltılarak hedefe ulaşılır.

Bir örnek ile bunu anlamaya çalışalım.

Bu örnekler çoğaltılabilir.

Tehlikenin kalmadığı bol veri biriktirdiğiniz bir hayat diliyorum. Sevgiyle kalın.

NOT; Bu eğitimin tamamını PDF dosyası olarak isteyenler mail yolu ile bana ulaşabilirler. ODTÜ Mezunlar Derneğinin öğrenci bursu hesabına yapacakları 500 TL bağış yapan herkese iletilecektir.

MERSİNLİ (TEHLİKE ÖNGÖRÜ 4)

Her anı bir tücrebeyi paylaşmamızı sağlıyor. Yaşanmışlıklardan çıkardığımız dersler sadece umuda giden yolda plan yapmamıza yarıyor.

Bugün yazıma MERSİNLİ Fırat ile olan anılarımla başlayacağım. Firmanın ilk kurulduğu günlerden yine bahsedeceğim. Başlangıç olarak mavi yakaya 15 kişi alacaktık. Başvuranların çok olduğunu görünce sınav yapalım dedim. İkibinin üzerinde başvuranı bir spor salonunda topladık ve genel kültür sınavı yaptık.İlk yüze girenler ile de tek tek yüz yüze görüşme yaptım. Fırat iyi bir sınav notu ile karşıma geldi. Düz lise mezunuydu. Mersin’den iş bulabilme umuduyla gelmişti. Sevdim Fırat’ı ama en çok cesaretini. Hiçbir iş tecrübesi olmayan bu çocuğa bir şans vermek istedim ve Pres bölümüne aldım.

Bu temiz pırıl pırıl genç aynı zamanda tanıdığım en sakar insandı. Düz yolda ayakları birbirne dolaşır ve düşerdi. Şimdi bu anı nereden çıktı diye soruyorsunuz kendinize. Mersinli sayesinde en fazla TEHLİKE ÖNGÖRÜ çalışmasını ve süreç iyileştirmesini yaptım. Onun sorumluluğunu hissediyordum sanırım. Sakarlığı sayesinde birçok tehlike atlattı ama hiç yaralanmadı.Ben de belki onlarca yılda yapacağımdan daha fazla önlemi onun sayesinde gerçekleştirdim.

Bir gün gelip bana Mersin’e dönmek istediğini söylediğinde mutluluğumu gizleyememiş olabilirim.

Tehlike Öngörü uygulama esaslarının 3 aşamasından daha önceki yazımızda bahsetmiştim. Şimdi devam edelim;

Tehlike cinsleri bulunduktan sonra önemli tehlikelerin tespiti yapılmalıdır. Yani derecelendirilmelidirler. Bazısı bekletilemez! Özellikle ölümcül tehlikeler.

Önem sırası belirlenince öncelik ilk iki sıranındır. Bu durumlar için hemen önlem yazılması ve eyleme geçilmesi gerekir.

Bu 5 aşamayı tamamladıktan sonra sıra da 4 round/tur çalışmasına başlamalıyız.

KYTA 4 TUR ;

•Bütün gizli tehlikelerin ortaya çıkarılması (gerçek durumu anlamak) Gerçek durumu anlamak en önemli turdur. Bazen yanıltıcı durumlar bizi eksik önlem almaya yöneltir.

•Öncelikli ve önemli tehlikelerin tespiti (gerçeğin incelenmesi)

•Karşı önlemlerin belirlenmesi (sen ne yapardın) Burada en kritik nokta bütçeniz ne olacak. Karşı önlemler için bütçe sınırsız olmalı.

•Hedef oluşturma! Hedefi olmayanın hayatı da olmaz bunu sakın unutmayın.

Sonuç olarak;

Herkes kendi çalışma ortamındaki tehlikeleri önceden görebilmeli ve yapacağı kaizenler ile tehlikeleri en aza indirmeye yardımcı olmalıdır.

Sevgiyle kalın. Devam edecek!

TEHLİKE ÖNGÖRÜ 3

Tehlike Öngörü yazı dizimize üçüncü bölüm ile devam ediyorum.

Bu sefer yazıma bir anımı anlatarak başlamak istiyorum. Bana tehlike öngörü yapmayı ve önemini anlatan Takahiro TAKAKİ öğretmenim ile bir anımı paylaşacağım sizlerle. Firmanın ilk günleriydi. Japonya’da 4 aylık oryantasyondan yeni dönmüştük. Yanına çağırdı; “Okan san bu fabrikanın en üst yöneticisi sen olacaksın. Önce güvenliği sağlaman gerek. Uyulması gereken güvenlik kurallarını yaz.” dedi.

Nasıl heyecanlandım anlatamam. Hemen oturdum yazmaya başladım. Kendimi hocama gösterme fırsatı bulmuştum. Yazdıkça yazıyordum. Bütün bilgimi tecrübelerimi aktarıyordum. 100 üzerinde madde yazmıştım. Çıktı alıp hemen Takaki hocamın yanında aldım soluğu. Kağıtları uzattım. Birşeyler demeye çalışıyordum ki! Hocam aldığı gibi kağıtları yırtıp çöpe attı. Başını kaldırıp bakmadı bile.

Şaşkınlığım geçince, üzülmek yerine nerede hata yaptım diye düşünmeye başladım. Yazdığım maddelerin üzerinden tek tek geçmeye başladım. Üçüncü turda bazı maddelerin kendini tekrarladığını hissettim. Yanlış hatırlamıyorsam 47 maddeye düşürdüm. Yeniden çıktı alıp hocamın yanına gittim. 2 sayfa kağıdı uzattım. Kağıtları alıp başını kaldırdı; “Anlıyorsun, anlıyorsun ama yavaş anlıyorsun.” dedi ve kağıtları buruşturup çöpe attı.

Bu sefer anlamıştım ben bu madde sayısını azaltmalıydım. Müthiş bir hırs yapmıştım bu sefer doğrusunu yapacaktım. Oturdum ve 20 maddeye düşürdüm. Çıktı aldım. Dün o kağıdı bulunca bu anı an ve an aklıma geldi. 3 günümü almıştı bu çalışma! Heyecanla Takaki hocamın yanına gittim. Kağıdı uzanıp elimden aldı. Gülümseyerek yüzüme baktı ve “Hadi say bakalım.” dedi. Başladım;

  1. Kıyafet kurallarına uyun
  2. Güvenlik tertibatı giyin
  3. ……

…..

….

Yok arkadaş üçüncü gelmiyor aklıma. Üçgün de üç maddeyi yazamamışım aklıma. Kağıdı geri uzattı. “Bak sen bile sayamadın. Git bunları 3 maddeye düşür” dedi. Ogün yazdığım 20 kural;

  1. Kıyafet kurallarına uyun
  2. Güvenlik tertibatı giyin
  3. Kişisel hijyeninizi koruyun
  4. Kişisel güvenliğiniz için sorumluluk alın
  5. Temiz bir çalışma alanı sağlayın
  6. Çalışma prosedürlerini takip edin
  7. Acil bir durumda nasıl hareket edeceğinizi öğrenin
  8. Meydana gelen kazaları bildirin
  9. Güvenli olmayan koşulları bildirin
  10. Nesneleri dikkatli bir şekilde kaldırın
  11. Aşina olduğunuz makineleri çalıştırın
  12. Mola zamanlarını kullanın
  13. Çalışma alanınızda kalın
  14. Uyanık ve dikkatli kalın
  15. Çıkışları açık tutun
  16. Yardım isteyin
  17. Dikkat işaretleri kullanın
  18. Uygun ekipman kullanın
  19. Belirlenmiş alanlarda yemek yiyin
  20. Güvenlik kılavuzlarını takip edin

Güvenlik kurallarının anayasasını yazmış oldum. Güvenlik Anayasasının 3 kuralı:

  1. ELLER CEPTE DOLAŞILMAZ!
  2. ÇALIŞAN İLE KONUŞULMAZ!
  3. YAPTIĞIN İŞE UYGUN GÜVENLİK EKİPMANI KULLAN!

Bana aslında o gün ilk Tehlike Öngörü çalışması yaptırmıştı. Hem de bunu sessiz eğitim vererek öğretti. Bana uygulama esaslarının ilk üç aşamasını nasıl geçeceğimi de göstermiş oldu.

Sevgiyle kalın. Sizlerinde böyle güzel anıları biriksin…

BAŞARILI OLMANIN ANAHTARLARI

Tehlike öngörü yazı dizimizin arasına farklı konular serpiştiriyorum. Bilerek yapıyorum. Uzun yazıların serilerin en önemli sorunu dikkatin dağılması ve konudan uzaklaşılmasıdır. O zaman ara ara dikkati farklı konulara kontrollü çekerek vermeye çalıştığınız tüm bilgilerin anlaşılmasını sağlarsınız.

Bugün başarılı olmanın anahtarlarını konuşacağız. Her biri aslında başlı başına bir yazı konusu ve öyle de olacak. İlkini aslında bir yazımda anlattım. Ama özellikle en çok eksik kaldığımız nokta da bu. Başarının anahtarları sırasıyla;

  1. Disiplinli olmak.
  2. Dedikodu yapmamak.
  3. Günlük Egzersizler
  4. Porno izlemiyor olmak, küfürü hakareti olumsuzluğu hayatından çıkarmak
  5. Dürüstlükle hareket etmek
  6. Başkalarının gözlerine bakarak konuşmak
  7. Amaç ve iyi niyetle yol gösterici olmak
  8. Eşit ve adil kazanç için çabala.
  9. Planla, kontrol et ve uygula.
  1. ) Disiplinli olmak en zoru ve ilk adımıdır başarının. Çok para ve ün kazanabilirsiniz. Disiplinli olmazsanız nasıl kaybettiğinizi anlamaya vaktiniz bile olmaz. Disiplini bağırıp çağırarak sağlayamazsınız. Bu gözler yakın zamanda kendisini yönetici zannedip masasının üzerine ayaklarını koyanları gördü. Oysa disiplin önce ruhunda olacak. Ekmek yediğin masaya ayak kaldıramazsın!
  2. ) Dedikodu yapmamak. Özellikle patron firmalarının, aile şirketlerinin en büyük problemidir. Diğer bir değişle Koridor FM derler çalışanlar ona. Neler neler konuşulur. Sadece zarar verir. Yapana da yaptırana da! Oysa gerçekler matematiktir. Matematik dedikoduyu önlemenin tek yoludur.
  3. Günlük egzersizlik yapmak en az dedikodu kadar önem taşır. Gün 24 saattir. Bunun 8 saatini uyuyarak geçiririz. Geriye bize kalan 16 saattir. Bu 16 saati hakkıyla kullanmak istiyorsak eşit parçalara bölmeliyiz. Önce karar vermeliyiz kaç öğün yemek yiyeceğiz. Bilimsel olarak ideal olarak kabul edilen 3 öğün yemektir. Kahvaltı çok önemli deseler de emin olun yataktan kalkar kalkmaz yemek yani enerji yüklemek çok doğru değildir. 1 saat beklemek en iyisi. Geriye kaldı 15 saat yani her öğün için 5 saatlik enerjiye ihtiyaç var. O 5 saat içerisinde de en az 1 kere 15 dakikalık egzersize. Yani kısaca 3 öğün yemek ve 3 öğün egzersiz şart.
  4. En çok merak ettiğiniz konuya geldik sanırım. Eh bu konu ve devamı bir sonraki yazıma kalsın. Tabii bu yazım beğenilir ve devamını yazmam istenirse.

Sevgiyle kalın

Lojistik ve Tedarik Zinciri Operasyonlar:

İnsani Yardımlar

Tehlike öngörü yazı dizime bugün Lojistik ve Tedarik Zinciri konusunda uzman Oruç Kaya Beyin İTO için hazırladığı bir sunum ile devam ediyoruz.

Keyifle okumanız dileğimle.

Oruç KAYA

Ustasından çok güzel bir tehlike öngörü çalışması olduğu için sizlerle paylaşmak istedim. Umarım hepiniz faydalanırsınız.

Sevgiyle kalın.

KYTA – Kendi Yaşamını Tehlikeye Atma

Tehlike Öngörü yazılarımın bir seri olarak devam edecek. Görüyorum ki en değerli bilgi bu. Siyasi gündemin deprem acılarını bu kadar kolay unutturmasına izin veremem. Acizliğin içinde çöküp kalamam. Kimsenin de kalmasına izin vermeyeceğim.

İlk KIKEN YOICHI yazısını yazınca sevdiğim bir dostum eğitimlerinin adını KYTA – Kendi Yaşamını Tehlikeye Atma yapsan ne güzel olur önerisinde bulundu. Ben de çok sevdim bundan sonra seri KYTA başlığı altında devam edecek. Tehlikeyi öngörmek o kadar önemli ki! Herşeyi etkiliyor. Hayat kalitemizi dahi değiştiriyor.

Bugün deprem bölgesinde en önemli problemlerin başında temiz içme suyu sıkıntısı geliyor. Oysa daha depremin ilk günü Dünya Sağlık Örgütü’nde tüm takipçilerine whatsapp üzerinden şu mesaj gönderildi: “Deprem bölgesinde muhakkak temiz su sıkıntısı yaşanacaktır. Sebze ve meyvelerinizi temiz içme suyu ile yıkamayınız.” uyarısı yapıldı. Kim yada kimler dikkate aldı acaba?

Neyse biz kaldığımız yerden Tehlike Öngörü eğitimine devam edelim.

KYTA’ nın amacı nedir?

Kaza/tehlike riski fazla olan olay ve durumların önceden belirlenip, bunlara karşı önlemler alınmasıdır. Bu davranışın alışkanlık haline getirilerek, bir yaşam biçimine dönüştürülmesi gerekir. Gelişmekten, olumlu evrimleşmekten vazgeçmemeliyiz. Tehlike geliyorum demez. Geldiğinde zili çalmaz. Hele telefonunuza hiç mesaj bırakmaz. Whatsapp kullanmadığına eminim.

KYTA nasıl yapılır?

KYTA yapmanın yani tehlike bulma çalışmasının temel olarak

–5 uygulama aşaması,

–4 round vardır.

KYTA, genel ve Toyota uygulama olarak 2 yaklaşım metodu vardır. Size önce genel yaklaşım metodunu anlatacağım.

KYTA kaç çeşit yapılır? Eğitim de olsak cevaplarınızı duymak isterdim. Yoruma aşağıda yazılanları okumadan yazabilirsiniz!

•Bireysel

•Sorular sorarak

•Tek noktalı

•Ekip kurarak operasyonel düzeyde

•Kendi tecrübelerini ve geçmiş afetleri inceleyerek

•Tek kişi 4 round kuralı ile

•Trafikte

•Toplantılarda

Devamı bir sonraki yazı da görüşmek üzere sevgiyle kalın.

KIKEN YOCHI

Dün Türkiye’nin bu eğitime çok ihtiyacı vardı! Dün aslında çok geçti. 20 yıldan fazladır bu eğitimi veriyorum. Hayatın aslında her aşaması için alınması gereken özel bir eğitim bu.

Özellikle tecrübeler ile birlikte paylaşıldığında ayrı bir anlam kazanıyor. 6 Şubat 2023 gününden bu yana hemen herkes deprem konuşuyor. İnanılmaz uzmanlar türedi. Hergün televizyonlara çıkıp en uzman benim diyorlar. Aslında yarattıkları psikolojik yıkım depremin yaptığından fazla. Neresinden baksam elimde kalıyor!

Eğitime KYT için;

Kill

Your

Television

kısaltması olduğunu vurgulayarak başladığımı hatırladım. Televizyon sizlere dönüp geriye baktığınızda pişmanlık yaratacak algı oluşturur sadece. Çocukluğuma gittim. Yıllar öncesine televizyonların ilk defa hayatımıza girdiği yıllara. Muhammed Ali’nin boks maçlarını seyredebilmek için uykusuz kaldığımız günlere. Pazar günleri artistik buz pateni ve klasik müzik günüydü. O gün farkında değildik tehlikenin bu kadar bize yakın olduğunu. Kolumuz kırıldığında göremedik tehlikeyi.

KYT belki de bir gençlik tiyatrosudur. Kim bilebilir ki.

KYT, Kiken Yochi Training yani Tehlike Bulma Eğitimidir. Tehlikeleri öncesinde tespit etsek, belirlesek, önlem alsak daha iyi olmaz mı? Yaşamları kurtarsak. Ölmesek daha iyi olmaz mı? Yaralanmasa kimse!

Meşhur kaza pramidini hepimiz biliriz. Başımız yanmadan hatırlamayız nedense. 6 Şubat depreminde 40 binin üzerinde açıklanınca ölen sayısı, bir sayı olmaktan çok daha fazlası olduğunu. 40 bin ölümün peşine 1milyon 200 bin kişinin sakat kaldığını, 12 milyon insanın yaralandığını bilmek üzüntümü arttırıyor. Verdiğim eğitimlerin arasında en değerli olanı sanırım bu.

Tehlike Öngörü bir hayat felsefesi olmalı. Özellikle bir devlet, toplum, siyaset politikası olmalı.

Tehlike Öngörü hemen yapılmalı.

Sevgiyle kalın

MOTİVASYON VE DİSİPLİN

Disiplini sağlama adına en çok kayıp yaşadığımız nokta motivasyondur. Bu çok özel günlerde hem disiplinimizi kaybettik hem de yaşam motivasyonumuzu. Olayı siyasi boyuta taşınmadan işletmeler için disiplin ve motivasyon denklemine bakalım.

Disiplin özellikle Yalın/Esnek Üretim Sisteminin en önemli araçlarından biridir. Sadece 5S’in 5. S’i değildir! Sistemin sürdürülebilirliğini sağlayan en önemli basamaktır. Disiplin aynı zamanda motivasyonun da tetikleyicisidir. Olumlu yönde olumsuz yönde tetikler. Gelin beraber disiplini önce inceliyelim. Arkasından disiplinin motivasyonu nasıl etkilediğini konuşalım.

Nerede başlar, nerede biter. Disiplin ekibe sert davranmak mıdır? Bağırıp kızınca işler çözülür mü? Daha mı hızlı yapılır? Tam tersi bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Sert davranmak özellikle bağırmak, hakaret etmek çalışma performansını en az yüzde 10 düşürür. Zaten yüzde 30 u zor bulduğumuz performansın 20’in altına düşmesi anlamına gelir. Sadece para kaybı değil prestij kaybına ve insan kaybına da neden olur. Bir şirkette çalışan değişimi ne kadar çok oluyorsa o kadar kolay çöküş gerçekleşir. Disiplini sadece insan çalışan olarak görmekten vazgeçtiğiniz gün sağlamaya başlamışsınız demektir.

8 de iş başı yapacak bir firmaya bakın saatler 8:15 i gösterdiği halde kimse çalışmaya başlamamıştır. bu 400 dkikalık bir mesainin içinde baştan daha yüzde 4 kayıp demektir. Disiplin görsellikle başlar. İlk adımı Görsel fabrika kriterlerinin belirlenmesidir! Belirli bir prosedür altına yani disiplin altına alınmasıdır. Görsel fabrika disiplini sırasıyla;

  • Yol çizgileri (rengi, ölçüsü, formatı, köşe formu)
  • Çalışma alan çizgileri
  • Makina alan çizgileri
  • Tehlike bölge çizgileri
  • Çalışma alanları (Rengi, ölçüsü, tanımı)
  • Makinalar (Makinaların özellikle firmaya özgü bir standart rengi olmalıdır. Bu renk seçimin de çalışan kıyafetlerinin rengi ile uyum çok önemlidir. Tezat bir renk ve karışık renkler disiplini ve motivasyonu bozar.)
  • Duvarlar (Duvar rengi özellikle ışık yutmayan yansıtan bir renk tercih edilmeli. Aynı fabrika içinde farklı renkler olmamalı)
  • Hareketli iş makinaları
  • Adresleme (Logic adresleme disiplinin en önemli parçasıdır.) olmazsa olmaz.
  • .
  • .
  • .
  • Uyarı ve tanım levhaları
  • Kalite ve performans panoları
  • İşyerinde giyilecek kıyafet disiplini
  • İş yeri çalışma zaman planı (Gün içindeki ihtiyaç molalarını kaldırdığını zannedenleri gördüm. İçeride ağzında sigara ile dolaşıp, oturunlar olduğunu görmezden geliyorlar)
  • Fabrikanın, ofisin yerleşimi (Ne kadar acı ki bunun eğitimi bu ülkede verilmiyor ve öneminin farkında değiller!)
  • .
  • .
  • .
  • Listeyi böyle uzatabiliriz.

Disiplin bu noktada çok önemli bir konu. Motivasyonu doğrudan etkiliyor. Motivasyon da aynı şekilde disiplini. İnsanı çalışma hayatında en çok geliri motive eder. Ancak bu gelir asla para değildir. Bazen paradan çok daha değerli araçlar vardır.

Örneğin zor bir işi başardığında takdir edilmek bronz değerindedir.

Teşekkür edilmesi gümüş değeri taşır.

Ama herkesin içinde teşekkür edilmesi takdir edildiğini bilmesi altın ödüldür.

Çoğu işveren kazanca odaklı çalıştığı sürdürülebilirliği düşünmediği için teşekkürü zulm olarak görür. Şirketlerin uyguladığı aile günleri motivasyona katkı sağlar.

Disiplin ve motivasyon azaldığında hırsızlık başlar. En büyük hırsızlıkta çalışır görünüp boş oturmaktır!

Sevgi ve saygıyla kalın

ÇİZGİLERİN GÜCÜ ADINA

Her şey bir gün bir kitap okumam ile başladı. Aslında her okuma yeni bir başlangıcı tetikliyor. Üniversite’nin son dönemiydi yanlış hatırlamıyorsam. Koch’un Baum Testi kitabıydı okuduğum. ODTÜ kütüphane de şans eseri karşıma çıkmıştı. Baum Almanca ağaç demekti.

Koch 1950’li yıllarda 96 lise öğrencisine uygulamıştı bu testi. Yıllar geçtikçe bir çok üniversitede bir çok bilim adamına konu olmuş. Günümüzde hala popülerliğini koruyor. Özellikle psikoloji biliminde çocukları anlayabilmek adına neredeyse her çocuğa yapılıyor. Bir ağaç çizerek başlıyor tanımak ve anlamak.

Yıllar geçti tecrübelerimi aktardığım eğitimler vermeye başladığımda ihtiyaç duydum bu yöntemi kullanmaya. Eğitim sonunda test yaptığımda hiç tahmin etmediğim kişilerin konunun çok uzağında kaldığını gördüm. O gün içinde bulundukları ruh hali nedeniyle kendilerine ulaşamadığımı düşündüm. O gün okuduğum bu kitap geldi aklıma. Bir sonraki eğitimden önce tahtaya bir çizgi çizdim. Ve eğitime gelenlerden tahtaya gelip içlerinden gelen bir şey çizmelerini istedim. Kimi bir yuvarlak çizdi, kimi bir ağaç, kimi bir çarpı işareti koyarken, imzasını atan oldu. Güneş çizeni görünce, bir diğeri yanına bulut ekledi. Kimi tahtanın ortasına bir şekil yaparken bir başkası köşeye ufacık bir ağız çizdi.

O gün eğitim vereceklerimin hepsinin o sabah işe gelirken düşündüklerini, hissettiklerini tahtada görüyordum. Tamamen tuh hallerinin bir yansımasıydı. Tüm eğitimi onların bu ruh haline göre yönettim. Onlar düştüklerinde ara verdim. En verimli anlarında da onlara söz verdim. Salonda farklı yaş guruplarından farklı disiplin ve eğitimlerden 17 kişi olmasına rağmen çok katılımcı bir eğitim olmuştu. Çizgiler sadece karakter değil günlük ruh durumu analizi de yapabiliyordu.

O günden sonra sadece eğitimlerde değil tüm işe alımlarda bu testi yapmaya başladım. Tecrübesinden çok daha fazla bu yöntemin etkili olduğunu ve doğru işe doğru insanı seçmeyi kolaylaştırdığını keşfettim. Tüm görüşmelerden geçip son görüşmeyi yapmak üzere benim karşıma gelen adaylara boş bir A4 ve farklı renklerde kalemler uzatıp içinden gelen bir şeyi çizmesini istiyordum. Teknik personel alımında çok etkin bir yöntemdi. Mühendis kökenli olup tasarımda yada kalite de çalışacak olanların kağıda aktardıkları çok önemliydi.

Kağıdı kullanma şekilleri, çizmeye başladıkları nokta ve üç boyutlu bakıp bakamadıklarını hemen gösteriyordu. Sorarak öğreneceklerimden çok daha fazlasını 3 saniye içerisinde görebiliyordum. Ev çizenleri geçtim ama iş görüşmesine gelip ebeveynlerini çizenleri de gördüm. Beni en çok şaşırtan çizim ise yatak olmuştu. Bu ve benzer testlerin aslında birçok uluslararası firmada kullanıldığı gördüm. Sadece işe alımlarda değil aynı zamanda terfi ve rotasyonlarda da kullanıyorlardı. Belirli zaman aralıklarında bu testi aynı kişiye uyguladıklarında bazı kişilerin çizimlerinin arasında boyutsal ve bazı nesnesel farklar olduklarını gördüler. Bu sayede bu testin aynı zamanda Alzheimer belirtilerini görmede de etkili olduğunu ortaya çıkardılar.

Teknik personel alımında Baum testini kullanırken, idari personel alımında da kompozisyon testini kullanmaya başlamıştım. Adayların verileri, sözel anlatımları anlama, yorumlama ve bunlardan yola çıkarak rapor yazma yeteneklerini ölçüyordum. Bunun için zaman zaman sadece bir konu başlığı vererek 927 kelimeden oluşan bir kompozisyon yazmasını istiyordum. Burada kompozisyonda ki kelime sayısı her zaman 750 nin üzerinde ve rastgele bir sayı oluyordu. Konuyu araştırma, ifade edebilmek, imla/kompozisyon kurallarına uyum ve hedefi tutturabilme önem taşıyordu. Yeterince araştırma yapmayanların hemen hemen tamamı 500 kelimenin üstünde anlam bütünlüğünü kaçırıyordu. Bir firmada ister üretim isterse hizmet sektörü olsun raporlamanın tek kuralı doğru kompozisyon kurallarını uygulayabilmektir. Her rapor da aslında sadece üç bölüm vardır, giriş, gelişme ve sonuç.

Çizim de sınır A4 kağıdı iken kompozisyonda sınır hedef verdiğim kelime sayısı oluyordu. Çizim de sayfayı tam dolduranların özgüvenlerinin yüksek olduğu belli oluyordu. Çizim aynı zamanda adayın enerji organizasyonunu, işe karşı bakışını, yaklaşımını da gösteriyordu. Yumuşak çizgiler, özellikle silik olanlar güvensiz ve depresif halinin bir yansımadı oluyor. Küçük küçük çizgiler, alaycı ve sinirli bir hali yansıtıyorken konsantre olma zorluğu yaşayacağını da gösteriyordu. Sayfanın üst kısmının kullanımı ise onaylanma arzusunun, umutlarının, kişisel gelişimin yansımasıdır. Aklında kalan başarısızlıklar hep sayfanın altına çizilir. Karyola çizen kişi karyolanın ayaklarını kırık resmetmişti.

Keyifle okuduğunuzu umarım. Sevgiyle kalın ve hep bilimde kalın.

Okan DİNÇ

BEKLEME OTOBÜS İŞLEMEZ!

Bursa’da her durakta yazar Boşuna Bekleme Otobüs İşlemez (BBOİ). Bekleme, 7 ölümcül günahtan ikincisidir. En az hareket kadar yıkıcıdır. Yine de çoğunluk bekler. Sonra da yakınır! Hayat beklemekle geçiyor diye. Tam hareket etmeye yürümeye karar verdim İstanbul’a geldim. Bir de ne göreyim her durakta İneklik Etme Taksi Tut (İETT) yazıyor. Ankara bambaşka bir EGO yüklü.

Nereden çıktı bu kısaltmalar diye düşünüyorsunuz değil mi? Haydi yazının ilerleyen bölümüne kadar düşünmeye devam edin. Biz ana konumuzdan uzaklaşmadan anlatmaya devam edelim. Saatinde gelmeyen otobüsü beklemek. Duraktan çağırdığın taksinin gelmesini beklemek. Sonuç sadece gideceğin yere gecikmek midir? Yoksa hayattan kaçırdığın dakikaların hesabını yapmaya kalktığında günlerden haftalara, aylara ulaştığında hesaplamaktan vazgeçip oluruna bırakırsın.

Hayatımızdan çalıp götüren bu beklemeler, kapitalist düzenin de büyük düşmanıdır. Tüm işletmelerin en önemli kayıplarından biridir. En iyi planlanmış, yerleşimi özel ve özenle yapılmış yerlerde bile çalışandan alınan verim yüzde 65’i geçmez. Uluslararası büyük markalar bu ağır yükten kurtulabilmek ve sürdürülebilir büyüme için bu ölümcül günahtan kurtulmaya çalışırlar.

Yüzde 50’yi geçen firmalarda yaptığım gözlem eğitime ayırdıkları zaman yüzde 2’yi bulduğudur. Beklenti ile birlikte tabii ki! Beklenti de yüzde 3 şirketi geliştirmeye zaman ayırmalarıdır. Yüzde 40 ile 50 arasında çalışan verimliliğine sahip şirketlerde bu yük sadece 100 kişiden 30’unun üzerindedir.

Sürdürülebilir bir işletme için en ideal oran iş yerinde geçen çalışma zamanının yüzde 5 lik kısmının eğitim ile geçmesidir. Eğitim alan çalışanın zamanının yüzde 10 kısmını işini ve şirketi geliştirmeye ayırmasıdır. Böylece verimlilik yüzde 90’ın üstüne çıkacaktır. Eğitim vermeden çalışmasını beklemek, sebzeleri yan yana koyup türlü olmasını beklemeye benzer. Makina alırsın tam otomatik ama başına insan dikersin öyle canı sıkıla sıkıla baksın çalışan makinaya diye.

Beklemek büyük bir zaman kaybına yol açar. Beklemeyi tetikleyen 10 ana neden vardır.

  1. Endişelenmek – Yeterli değilmiyim acaba.
  2. Şikayet – Bana sunulan imkanlar ile ancak bu kadar. Zaten devletin işi bu. Çok sıcak yada soğuk.
  3. İzlemek – Aman bu onun işi benim değil.
  4. Fazla düşünmek – Aman tanrım düşünmek de mi zaman kaybı. Nasıl yani. Ne sandınız! Gereğinden fazla düşünmekte büyük bir zaman kaybıdır. Sadece zaman kaybı da değil üstelik sizi sonuçtan çok hızlıca uzaklaştırabilir.
  5. Erteleme – Yarın bakarız o işe…
  6. Başarısızlık korkusu – Ya yapamazsam, ya başaramazsam.
  7. Mükemmel olmaya çalışmak – En iyisini yapmalıyım. Ben en iyisini yapana kadar sizde bekleyin.
  8. İlham almayı beklemek – Bana saat 10:00 da ilham geliyor!
  9. İnsanların(diğer çalışanların) ne olduğunu önemsemek – Unutmayın hiç kimse sizden iyi o işi yapamaz!
  10. Aynı hatayı tekrarlamak – Bana göre en büyük bekleme günahı aslında bu. Hata yaptığını önce kabullen sonra önlem al kontrol et ve harekete geç.

Bekleme israfını 4 ana başlık altında inceleyip azaltabiliriz. Ama hepsinden önemlisi, eğitim ve iş geliştirmeyi unutmamalıyız.

İlk ana başlığımız ETKİ ;

5 eksenli iş modellemesinde hata yaptığımızın net göstergesidir. Yerleşimin hatalı olduğunu oluşturduğu etkiden net olarak görebiliriz. Uyumsuzluk en önemli bekleme kayıplarının başında gelir. Etki yi ölçmenin yolu ve çözümü 5 eksenli iş modellemesi ile yetkinliğin hesaplanmasıdır.

İkinci ana başlığımız DAVRANIŞ ;

Davranış yada diğer bilinen adı ile hareket. Her hareket bir sonraki süreç için

Üçüncü ana başlığımız VERİ ;

Doğru veriler bize doğru çalışmayı ve kayıplarımızı da gösterir.

Dördüncü ana başlığımız KARANLIK ;

Kök nedene ulaşabilmek için tüm karanlık noktaları belirlemeli, görülür hale getirmeli ve aydınlatmalıyız.

Bekleme günahından kurtulmanın yolu ESNEK ve SÜRDÜRÜLEBİLİR yönetim metodundan geçer. Yabancı kelimeleri çok fazla sevmiyorum. Sadece anadilimde o kelimenin karşılığı yoksa açıklayarak kullanıyorum. Bugünlerin havalı terimi mobility yani hareketlilik. Herkese tavsiyem bekleme günahını yok etmeden hareketlilik sağlayamazsınız!

Sevgiyle kalın.

Okan DİNÇ

MAKİNA PLANLAMA

Günün moda tartışması “Matematik hayatta ne işe yarar” Detaya girmeden hemen cevaplıyayım. Matematik, anı, günü, yakın ve uzak geleceğinizi planlamanıza yarar.

Moda tartışmayı bir kenara bırakıp biz konumuza dönelim. Bir makinanın üretimini planlamak için kaç yöntem / yol vardır diye sordum sosyal medyada. Önce sizlerle sonuçları paylaşayım sonra da konu üzerinde size bildiklerimi anlatayım.

İlk sosyal medyamız iş yoğun bir platform olan Linkedin.

İkincisi ise çok atif kullanılan ve genele hitap eden Twitter.

Twitter ortamında insanların daha aktif ve kendine güvenli olduklarını gözlemliyorum. Bu durum oy sayısına da yansıyor. 3000 görüntülemeye karşın 507 oy kullanılmış. Linkedin’de ise 6000 görüntülemeye karşın sadece 56 oy. Acaba yanlış yaparım öğrenmenin önündeki en büyük engellerden sadece biridir.

Firmalardaki en önemli konulardan biri planlama yapmaktır. Hemen hemen her çalışana zaman yönetimi (planlaması) ile ilgili eğitimler aldırılır. Proje planlaması eğitimleri aldırılır. Makinelerin üretim planlaması yapması için mühendisler işe alınır. 

Sonuç planlama yapmayı planlamanın ne olduğunu bu kadar eğitime rağmen bilmeyen bir çok çalışan ve verimsiz başarısız kör topal giden işletmeler. Bu sayfalarda açık açık sordum bir makine da üretim planlaması için kaç yöntem vardır diye. Sadece 560 arkadaşımın cesaretli seçimleri geldi. Öncelikle kendilerini kutluyorum. İyi niyetli ve güzel katılımlarından ötürü kendilerine ayrıca teşekkür ediyorum.

Üretimi bir makine de planlamak ne kadar zor olabilir. Bu paylaşıma yeterince cevap alamayınca bir kez daha anladım. Firmalarda değil sadece problem. Eğitimin tamamında sorun var.

Makine de üretimi planlamak için sadece ve sadece 3 yöntem var. Zaten başka bir yöntem de olamaz. Çünkü üretimi planlayabilmek için elimizde iki parametre mevcut.

a) “ZAMAN = t”

b) “MİKTAR = x”

Başka da bir bilgiye ihtiyacımız yok. 

1) “BELİRSİZ ZAMAN – BELİRSİZ MİKTAR” yöntemi. Esnaf yöntemi olarak da geçer. Endüstri 1.0 ile başladı. Su ve Buhar gücünün makinelerde bulunması ile kullanılmaya başladı. İş geldiği zaman iş miktarı kadar üretim yapma modelidir.

Bunu o yüzden bir planlama yöntemi olarak kabul etmiyoruz ve liste dışı bırakıyoruz. Bu plansız çalışma anlamı taşıdığı için. Üzülerek ifade ediyorum firmaların çoğunda durum bundan ibaret.

2) “BELİRLİ ZAMAN – BELİRLİ MİKTAR” yöntemi. Çok bilen çok yanılır yöntemi de diyebiliriz buna. Endüstri 2,0 ile başladı. Henry Ford seri imalat yöntemini keşfetmesi sayesinde üretim planlaması bu modele geçti. Ülkemizde hala birçok işletme bu yöntemi kullanmaktadır.

Haftadır bir sayım yapıp her hafta üretimi yeniden (belirli periyotlarda) planlamaktır. Bazı işletmelerin 100 yıllık yöntem diye övündükleri kulağıma gelmiyor değil.

3) “BELİRSİZ ZAMAN – BELİRLİ MİKTAR” yöntemi. LOT tipi Planlama yöntemi olarak ifade edilir. Endüstri 3,0 ile birlikte programlanabilir makinelerin işletmelerde yerini almasıyla hayata geçmiştir.

Üretim yönetim sisteminin önemli bir aracıdır. 5S, hızlı kalıp değişimi, lot küçültme çalışmaları ile verimlik arttırılmıştır.

4) “BELİRLİ ZAMAN – BELİRSİZ MİKTAR” yöntemi. PATTERN / ŞABLON planlama olarak adlandırılır. Endüstri 4,0 a geçiş için olmazsa olmaz bir araçtır. Planlama da gelinen son noktadır. Bu planlamayı yapabilmek için sadece üretimin gücünün olması yetmez.

Üretime destek bölümleri de en az üretim kadar güçlü olmalıdır.

Bir makinenin üretim için planlaması ancak bu kadar zor olabilir. 2 bilinmeyenli denklem çözmesini bana orta okul sıralarında öğrettiler. Geldiğimiz nokta ve kullanacağımız araç MATEMATİK.

Saygı ve Selamlarım ile