ÇAKALLARIN YAZDIĞI YASALAR

Kahramanlar Ormanı’nın girişinde pas tutmuş eski bir tabela duruyordu:

“Buraya adalet giremez.”

İlk bakışta bu söz tehdit gibi görünürdü.
Ama yaşlı baykuşlar gerçeği biliyordu. Bu bir tehdit değil, açık bir itiraftı.

Çünkü o ormanda kuralları aslanlar koymazdı.
Kuralları tilkiler yazardı.

Ve tilkiler hiçbir zaman “haksızlık” kelimesini kullanmazdı.
Onlar buna daha yumuşak bir isim verirdi:
“denge.”

Bir zamanlar Adalet adında genç bir kadın bu ormana geldi. Sırtında eski bir terazi taşıyordu. Terazinin bir kefesi altındandı, diğeriyse ince camdan yapılmıştı.

İnsanların gözü hep altın olana takılırdı.
Cam olan kefeyi ise çoğu kişi fark etmezdi.

Çünkü insanlar gücü severdi.
Kırılgan olanı değil.

Adalet ormanda dolaşırken kurtlar ona dostça yaklaştı.

— “Biz burada düzen sağladık,” dediler.
— “Kimse aç kalmıyor.”
— “Kimse ses çıkarmıyor.”
— “Kimse karşı gelmiyor.”

İlk başta Adalet onların söylediklerine inandı. Gerçekten huzurlu bir düzen olduğunu düşündü.

Fakat ormanın gölgelerine ulaşınca her şey değişti.

Karanlık bölgelerde küçük ve sessiz hayvanlar yaşıyordu: korkmuş tavşanlar, yaralı kuşlar, kuyruğu kopmuş sincaplar…

Hepsi aynı cümleyi fısıldıyordu:

— “Burada suç işleyenler cezalandırılmaz.”
— “Sadece güçsüz olanlar korkar.”

Adalet bunu duyunca terazisini çıkardı.
Ama cam kefesi aniden çatladı.

Çünkü bazı gerçekler ağır oldukları için değil, keskin oldukları için can yakar.

O gece ormanın tam merkezinde büyük bir şölen kuruldu. Tilkiler, kurtlar ve çakallar uzun masaların etrafında toplandı.

Masanın üzerinde kalın bir kitap vardı:

“ORMAN YASALARI”

Kitabın ilk maddesi şöyleydi:

“Güçlü olan haklıdır.”

İkinci maddede şunlar yazıyordu:

“Kazanan suçlu sayılmaz.”

Üçüncü madde ise boş bırakılmıştı.

Adalet bunun nedenini sordu.

Yaşlı tilki hafifçe gülümsedi:

— “Çünkü üçüncü maddeyi her gün yeniden yazıyoruz.”

İşte o an Adalet’in içine gerçek korku düştü.

Çünkü yasaların değişmesi tek başına tehlikeli değildir.
Asıl tehlike, yasaları değiştirenlerin hiç değişmemesidir.

Orada karanlık sessizce büyürdü.

Sabah olmadan Adalet ormandan ayrıldı.

Arkasından herkes onun korkup kaçtığını söyledi.

Ama yaşlı baykuş başını kaldırıp şöyle dedi:

— “Hayır.”
— “O kaçmadı.”
— “Sadece terazisini kirletmek istemedi.”

Yıllar geçti.

Kahramanlar Ormanı daha da büyüdü.
Girişteki tabela bile değişmişti:

“Burada herkes özgürdür.”

Fakat alt tarafta küçücük harflerle başka bir cümle vardı:

“Güçlü olduğu sürece.”

İnsanlar yalnızca büyük yazıyı okudu.
Kimse küçük olan kısmı görmek istemedi.

Çünkü çoğu insan gerçeği değil, duymaktan hoşlandığı sözleri seçer.

Bir gün küçük bir çocuk ormana geldi. Elinde ne silah vardı ne de kalkan.

Sadece tek bir soru taşıyordu:

— “Yasaları kim korur?”

Orman bir anda sessizliğe gömüldü.

Tilkiler cevap vermedi.
Kurtlar gözlerini kaçırdı.
Çakallar ise gülmeyi bıraktı.

Çünkü bazı sorular en güçlü yasadan bile daha tehlikelidir.

O gün çocuk çok önemli bir şey öğrendi:

“Suçluların yasa yaptığı yerde adalet hemen yok olmaz…
Önce anlamı değiştirilir.”

Bazıları masalın burada bittiğini sandı.

Ama yaşlı baykuş son kez konuştu:

— “Gerçek adalet bazen mahkeme salonlarında yaşamaz…”
— “Bazen korkmadan soru sorabilen insanların içinde yaşar.”

Ve o günden sonra ormanda en çok korkulan şey silahlar olmadı.

Düşünebilen insanlar oldu.

Yorum bırakın